Geçtiğimiz haftasonu, Avrasya Bir Vakfı’nın geleneksel cumartesi konferansları kapsamında “Türkistan Ateşi Mustafa Çokay ve Türk Dünyasında Birlik” konulu bir konferans gerçekleştirildi. Avrasya Bir Vakfı Müdürü Özcan Ünlü’nün yönetiminde gerçekleşen konferansa ilgi büyük oldu.
Programda Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğretim üyesi ve Çokay konusunda yaptığı araştırmalarıyla tanınan Prof. Dr. Abdulvahap Kara ve İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi ve Umay Ana Türk Kadınlar Birliği Derneğinin Başkanı Prof. Dr. Mualla Uydu Yücel’in konuşmalarından sonra Kırgız Sanatçıları Gülzade Rıskulova ile Kanatbek Aytaç ve ünlü müzikolog Bünyamin Aksungur Türk Dünyasının çeşitli yörelerinden sundukları ezgilerle toplantıya renk kattılar.
Kazakistan ilk İstanbul Başkonsolosu emekli diplomat Ercan Vays, yaptığı duygusal selamlama konuşmasında Çokay’ın Kazakistan tarihindeki önemini elirtti ve bu toplantının önemine işaret etti. Ayrıca, Türkiye’nin Kazakistan’a, Adnan Menderes’in başbakanlığı döneminden, özellikle bağımsızlığına kavuştuğu ilk günden itibaren çeşitli konularda büyük destek verdiğini ve bundan dolayı, Kazak halkının her zaman kardeş Türk halkına şükran duyduklarını ifade etti.
Prof. Dr. ABDULVAHAP KARA: “ÇOKAY YALNIZCA BİR DEVLET ADAMI DEĞİL, BÜYÜK BİR FİKİR ADAMIDIR”
İlk konuşmacı Prof. Dr. Abdulvahap Kara Mustafa Çokay’ın hayatı ve Türk birliği fikirlerine değindi. Onun sadece sadece bir devlet adamı değil aynı zamanda büyük fikir adamı olduğuna yazdığı kitapların ve yüzlerce makalesinin delil olduğunu belirtti.
Mustafa Çokay konusunda en kapsamlı araştırmaları yapan ve konuda gününmüze kadar gizli kalmış pekçok Mustafa Çokay gerçeğini ortaya koyan “TÜRKİSTAN BAĞIMSIZLIĞININ BAYRATARI MUSTAFA ÇOKAY” adlı kitabın yazarı olan Prof. Kara konuşmasında özetle şunları söyledi:
“Mustafa Çokay, yalnızca bir tarihî figür değil, aynı zamanda günümüzde de Türk dünyasının birlik ve bağımsızlık mücadelesine ilham veren büyük bir düşünür ve aksiyon insanıdır. Hayatı boyunca sürgünlerde geçen mücadelesi, sadece kendi halkı için değil, tüm Türk dünyasının özgürlüğü ve birlikteliği içindi. O, emperyalist güçlerin böl-yönet politikalarına karşı kültürel ve siyasi birliğin önemini vurgulamış, Türk halklarının ortak bir kimlik etrafında birleşmesi gerektiğine inanmıştır.”
MUSTAFA ÇOKAY’IN HAYATI ve İTİBARININ GERİ KAZANILMASI
“(...) Uzun yıllar boyunca Mustafa Çokay’ın Sovyet karşıtı görüşleri, onu vatan hainliği ile suçlayan propagandalarla gölgelenmeye çalışıldı. Ancak arşiv belgelerinin incelenmesiyle, Çokay’ın hiçbir şekilde Nazilerle iş birliği yapmadığı ve hatta onlara karşı direnerek hayatını kaybettiği ortaya çıkmıştır. Özellikle Alman ve Fransız arşivlerinde yapılan araştırmalar, onun Nazilere hizmet etmeyi reddettiği için hayatını kaybettiğini açıkça göstermektedir.”
“(...) Günümüzde, bağımsız Kazakistan başta olmak üzere, Türk Dünyası’nın birçok ülkesinde Mustafa Çokay’ın düşünceleri ve mücadelesi büyük önem kazanmaktadır. Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Azerbaycan’da onun ismi saygıyla anılmakta ve fikirleri üzerine çalışmalar yapılmaktadır.”
MUSTAFA ÇOKAY’IN BAĞIMSIZLIK KONSUNDAKİ GÖRÜŞLERİ
“(...) Mustafa Çokay, Sovyetler Birliği’nin baskısı altında bulunan Türk halklarının, yalnızca bağımsızlıklarını kazanmakla yetinmemesi gerektiğini, aynı zamanda bunu sürdürebilecek güçlü bir birliktelik inşa etmelerinin zorunlu olduğunu savunuyordu. Ona göre, bağımsızlık kazanılmış bir hak değil, sürekli korunması gereken bir olguduydu. .
Bu çerçevede Çokay, iki temel noktaya vurgu yapmıştır:
1. Türk dünyasında siyasi ve ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesi
2. Kültürel ve dil birliğinin sağlanması
Çokay’a göre, Türk dünyasının çeşitli devletlere bölünmesi bir tesadüf değil, sömürgeci güçlerin bilinçli bir politikasıydı. Bu nedenle, bağımsızlığın sürdürülebilir olması için Orta Asya’daki Türk cumhuriyetlerinin ortak bir siyasi strateji geliştirmesi ve birbirleriyle daha yakın ilişkiler kurması gerekiyordu. Bugün Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurulması ve iş birliğini artırma çabaları, Çokay’ın bu vizyonunun günümüzde somutlaşmaya başladığını göstermektedir.”
TÜRK DÜNYASI’NDA DİL ve KÜLTÜREL BİRLİĞİN ÖNEMİ
“(...) Mustafa Çokay için bağımsızlık yalnızca politik bir süreç değil, aynı zamanda bir kültürel bilinç meselesiydi. O, tüm Türk halklarının ortak bir tarih ve kültür bilinci geliştirmesi gerektiğini savunuyordu. Dil konusuna özellikle önem veriyor, Türk Dünyası’nda ortak bir iletişim dilinin sağlanması gerektiğini vurguluyordu. Bu noktada onun şu görüşü dikkat çekicidir:
Türk halkları birbirlerinin konuştuğunu ve yazdığını aracısız, tercümansız anlamalıdır. İstanbul’da çıkan bir gazete Semerkant’ta okunabilmelidir. Böylece Türk halkları arasındaki birlik ve kardeşlik duyguları pekiştirilir.
İsmail Gaspıralı’nın “dilde, fikirde, işte birlik” şiarına dayanan bu düşünce, günümüzde çağdaş Türk lehçelerinin eğitim sistemlerinde yer alması gerektiği yönündeki önerilerle örtüşmektedir. Bugün Orhun Değişim Programı ve Türk Üniversiteler Birliği gibi projeler, Türk dünyasının dil ve eğitim birliğini sağlamak adına önemli adımlar atmaktadır.
Çokay’a göre, öncelikle Türk Dünyasında kültür ve dil birliğinin sağlanması çok önemlidir. Türk kültürünün tüm Türk halklarının ortak kültürü olduğunun bilincine varılmalıdır. Ancak Çokay’a göre, Türk halklarının aralarındaki kültür ve dil birliği ideali, onların diğer halklardan soyutlandırılmasını gerektirmez.
Mustafa Çokay’a göre, Türk halklarının ulusal kimliklerini ve bağımsızlıklarını koruyabilmeleri için kültürel birliğe öncelik verilmelidir. Bu birlik, ortak bir kültür ve dil ekseninde şekillenmelidir. Bu bütünlüğün sağlanmasından sonra ve siyasi ittifak yapılmasından yanadır. Çokay bu Türkistan’ın bağımsızlığı için (bugün için bağımsızlığın korunması için) gerekli görür.
Gerçi günümüzde Türk Cumhuriyetleri bağımsızlıklarını kazanarak dil ve kültür politikalarını belirlemekte, ancak yeni bir tehlike de küresel çağda dijital mecralardan gelmektedir. Yeni nesillere kültür aktarımı dedesinden, ninesinden ve diğer aile fertlerinden ziyade cep telefonu ve tabletlerden gelmektedir. Bu sadece Türk Dünyası’nın değil tüm dünyanın ortak sorunudur. Bu meyanda tüm Türk ülkeleri kendi sorunlarına birlikte çözüm arayabilir.
Bugün, Türk Devletleri Teşkilatı, TÜRKSOY, Türk Akademisi gibi kurumların güçlendirilmesi ve halkların birbirine daha fazla entegre olması, Çokay’ın savunduğu ilkelerin bir devamıdır.”
Prof. Dr. Abdulvahap Kara, “Türk dünyasında kültür birliği sürecine sadece yukarıdaki uluslararası kurumlar değil, aynı zamanda Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu gibi her Türk Cumhuriyetindeki milli kurumlar da katkı sağlamalıdır” dedi. Prof. Kara, “bağımsızlıktan bu yana geçen 34 yılda bağımsız 7 Türk Cumhuriyeti’nin bu kurum yöneticilerinin kendi aralarında niçin bir araya gelerek Türk tarihi ve Türk dilleri konusundaki sorunlarını tartışmadıklarını ve ortak projeler üretmediklerini anlayamadığını” söyledi.
“TÜRK BİRLİĞİ: KÜLTÜREL ve SİYASİ İŞBİRLİĞİ ÜZERİNE KURULAN BİR VİZYON
Praf. Dr. Abdulvahap Kara konuşmasını devamında özetle Çokay’ın düşünce, fikir ve ideallerini anlattı:
“ Mustafa Çokay, Türk halklarının birleşmesini Pantürkizm ya da Panturanizm gibi dar çerçeveli ideolojilerden bağımsız olarak değerlendiriyordu. Ona göre, Türk halklarının birliği, başka milletlerin siyasi ve ekonomik çıkarlarına karşı bir tehdit oluşturmamalı, aksine, kendi bağımsızlıklarını güvence altına almak için bir zemin sağlamalıdır.
Çokay, Türkistan’ın, Türk kültürünün ve kökeninin doğal bir parçası olduğunu ve bu kimliğin korunması gerektiğini savunuyordu. Ancak, o dönemde bağımsızlık mücadelesi içinde olan diğer halklarla da iş birliği yapılması gerektiğini vurgulamıştı. Bu nedenle, onun anlayışında bölünme sadece sömürgeci güçlere karşı direniş amacıyla geçici bir strateji olarak düşünülmelidir.”
TÜRKİSTAN’DA BİRLİK
“Mustafa Çokay’ın düşüncesine göre, Türkistan yalnızca coğrafi bir bölge değil, aynı zamanda tüm Türkçe konuşan halkların birleşmesi gereken bir merkezi yapı olmalıdır. Kazaklar, Özbekler, Kırgızlar, Türkmenler ve diğer Türk halklarının ortak bir siyasi çerçevede bir araya gelmesi gerektiğini ifade eden Çokay, ancak bu şekilde gerçek bağımsızlığın sağlanabileceğini düşünüyordu. Bunun için Orta Asya’da Bütün Bir Türkistan fikrini ortaya attı. Çokay, gelecekteki ortak Türk devletinin, orada yaşayan tüm halkların eşitlik, dostluk ve karşılıklı saygı ilkelerine dayanması gerektiğine inanmaktadır.
Onun en büyük endişelerinden biri, Türk halklarının iç çatışmalara sürüklenmesi ve bunun sömürgeci güçlerin çıkarına hizmet etmesiydi. Ona göre, Türkistan halkları ancak ortak bir devlet çatısı altında birleştiğinde emperyalist müdahalelere karşıkoyabilir ve uzun vadede bağımsızlıklarını sürdürebilirlerdi.
Türkistan’ı ve Türklüğü başkalarına tanıtmak ve sevdirmek de gereklidir. Bu konuda Çokay şöyle der: “Bağımsızlığa kavuşmak isteyen Türkistanlılar için sadece öz yurdunu ve halkını sevmek yetmez. Bizim Türkistan’ı ve Türklüğü başkalarına da sevdirmemiz gerekir.”
Çokay, bu hedefini, daha Yaş Türkistan dergisinin ilk sayısında açık bir biçimde ortaya koyar: ‘Eğer biz halkımızın millî bağımsızlık taleplerini manasını bozmadan, gücünü azaltmadan Yaş Türkistan sayfalarında anlatabilirsek, bizim hepimiz için mukaddes ve ağır sorumluluğu olan vazifenin bir kısmını ifa etmiş oluruz.’
Onun bu husustaki görüşlerini günümüz için güncellersek, ‘Eğer biz Türk dünyasında sağlam bir birlik oluşturmak istiyorsak, Türkler için sadece kendi öz yurdunu ve halkını sevmek yetmez. Bizim aynı zamanda Türk dünyasını ve Türk kültürünü başkalarına da sevdirmemiz gerekir.’
Bu vizyon, bugün Türk Dünyası’nın uluslararası ilişkilerdeki yerini güçlendirmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Kültürel diplomasinin, uluslararası medya ve akademik çalışmalar yoluyla daha etkin kullanılması gerekmektedir.
Türk Dünyası’nın geleceği, Çokay’ın işaret ettiği bu ilkeleri hayata geçirmeye ne kadar istekli olduğuna bağlıdır. Bugün, onun vizyonu doğrultusunda hareket eden nesiller, Türk dünyasını daha güçlü, daha bağımsız ve daha etkili bir yapıya dönüştürebilir. Çokay’ın mirası, sadece geçmişin bir hatırası değil, aynı zamanda geleceğe ışık tutan bir pusuladır.”
Prof. Dr. MUALLA. UYDU YÜCEL: “ÇOKAY TÜRK DÜNYASI’NIN ÖNDE GELEN DÜŞÜNÜRLERİNDEN BİRİDİR
“Türkistan Ateşi Mustafa Çokay ve Türk Dünyasında Birlik” konulu konferansın diğer konuşmacısı Prof. Dr. Mualla Uydu Yücel ise yaptığı konuşmada Türk Dünyası STK’larının çalışmalarını ve yapılması gerekenleri Çokay örnekliğinden yola çıkarak dile getirdi.
Prof. Dr. Mualla Uydu Yücel konuşmasında, Mustafa Çokay’a ilişkin görüş ve düşüncelerini özetle şöyle anlattı:
“Türk Dünyası’nın birlik ve beraberlik meselesi, yüzyıllardır tartışılan ve üzerinde yoğun çalışmalar yapılan bir konudur. 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında Türk Dünyası’nın önde gelen düşünürleri, bu birliğin temel taşlarını belirlemişlerdi. Mustafa Çokay da bu fikre hayatını adamış öncü isimlerden biri olmuştur. Onun düşünceleri, günümüzde de Türk dünyasının siyasi, kültürel ve ekonomik birlik sürecine ışık tutmaktadır.”
TÜRK DÜNYASI’NDA BİRLİK: TARİHSEL ARKA PLAN ve ZORLUKLAR
“(...) Türk birliği oluşturmak tarihsel olarak büyük zorlukları barındıran bir süreçtir. Türk halkları, tarihte aynı anda farklı coğrafyalarda farklı devletler kurmuş ve bu da onları sürekli olarak komşu devletlerle karşı karşıya getirmiştir. Türkler, tarih boyunca geniş bir coğrafyada varlık göstermiş ve birçok devletin içinde yer alarak farklı yönetim modelleri benimsemiştir. Bu çeşitlilik, Türk halklarının kültürel ve siyasi yapısında farklılaşmalara yol açarken, aynı zamanda büyük bir dayanıklılık ve esneklik kazandırmıştır.
Mustafa Çokay, Türk halklarının birleşmesinin sadece etnik temellere dayalı olmaması gerektiğini, kültürel ve siyasi ortaklıklar üzerine inşa edilmesi gerektiğini savunuyordu. Ona göre, Türk birliği yalnızca bir hayal değil, gerçekçi ve sürdürülebilir bir hedef olmalıydı. Ancak bu birlik, herhangi bir diğer ulusun siyasi veya ekonomik çıkarlarına karşı bir tehdit olarak görülmemeliydi.”
TÜRK BİRLİĞİ İÇİN GEREKEN UNSURLAR: GÖNÜL ve KURUMSAL BİRLİK
Prof. Dr. Mualla Uydu’ya göre, “Türk Dünyası’nda birlik kurma sürecinde iki temel unsur ön plana çıkmaktadır: gönül birliği ve kurumsal birlik. Gönül birliği, Türk halklarının ortak bir bilinç etrafında birleşmesini ifade eder. Bunun temelinde, ortak tarih, kültür ve dil bilinci yer alır.
Ancak sadece gönül birliği yeterli değildir. Kurumsal birlik de büyük önem taşır. Türk devletleri, uluslararası arenada güçlü bir birlik oluşturabilmek için siyasi ve ekonomik iş birliği mekanizmalarını geliştirmelidir. Mustafa Çokay’ın savunduğu gibi, Türk dünyasında birliği sağlamak için bağımsız devletlerin iş birliği yapması gerekmektedir.
Bu çerçevede, Türk Devletleri Teşkilatı, TÜRKSOY, TİKA, Türk Akademisi, YTB, Yunus Emre Enstitüsü gibi kurumlar büyük bir rol üstlenmektedir. Ancak STK’ların (Sivil Toplum Kuruluşları) da bu süreçte önemli bir payı vardır. Devletlerin yürüttüğü kurumsal iş birliğinin yanı sıra, akademik çevreler, sivil toplum inisiyatifleri ve gençlik organizasyonları da Türk birliğinin gelişmesine katkı sağlamalıdır.”
“TÜRK GENÇLİĞİ: BİRLİĞİN GELECEĞİ”
“(...) Gelecek kuşakların, Türk birliği fikrini anlaması ve bu ideale sahip çıkması büyük önem taşımaktadır. Mustafa Çokay, millî bilincin sadece tarihî anlatılarla değil, aktif bir eğitim politikasıyla gençlere aktarılması gerektiğine inanıyordu.
Bugün yapılan anketler de gösteriyor ki, gençlerin büyük bir kısmı Türk Dünyası’nın birliğine inanıyor ve bunun Avrupa Birliği gibi bir yapı olabileceğini düşünüyor. Ancak burada temel fark, Avrupa Birliği’nin farklılıkları bir potada eritmeye çalışması iken, Türk birliğinin ortak değerler üzerinden şekillenmesi gerektiğidir. Bu nedenle, Türk Dünyası’nda ortak bir kültürel ve tarihî bilinç oluşturmak için eğitim sistemlerinde gerekli adımlar atılmalıdır. Türk devletlerindeki üniversiteler ve akademik kurumlar arasında daha güçlü iş birlikleri geliştirilmeli, ortak ders programları uygulanmalı ve öğrenci değişim programları artırılmalıdır.
Kimlik ve Kültürel Bağların Güçlendirilmesi Türk Dünyası’nda birlik meselesinin en önemli unsurlarından biri de kimlik meselesidir. Türk halklarının, ortak bir kimlik etrafında birleşebilmesi için tarihî olaylar çerçevesinde bu bilincin doğru bir şekilde anlatılması gerekmektedir.
Bugün, Türk Dünyası’nda ortak bir kimlik inşası için farklı projeler yürütülmektedir. Örneğin, Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurumsal yapısını güçlendirmesi, ortak kültürel etkinliklerin düzenlenmesi ve dil birliği yönündeki çalışmalar büyük önemtaşımaktadır. Ancak bu süreç sadece devletlerin çabasıyla değil, halkın da bilinçlenmesiyle desteklenmelidir. Bunun için Ortaokul ve liselerde Türk lehçeleridersleri konulmalıdır.”
TÜRK DÜNYASI SANATÇILARINDAN TÜRK DÜNYASI EZGİLERİ
Program sonunda Kırgızistan Devlet Sanatçısı Gülzade Ruskılova, Kanatbek Aytaç ve Türk Dünyası’nın müzik kültürü konusunda yaptığı araştırmalarla tanıdığımız ünlü müzikolog Bünyamin Aksungur Kazak, Kırgız ve Türk Dünyası’ndan sevilen eserlerden örnekler sundular.
Program sonunda katılımcılara Avrasya Bir Vakfı Başkanı Şaban Gülbahar ve gazeteci ve fikir adamı Rahim Er tarafından teşekkür plaketleri takdim edildi.