Bazı okuyucularımız, Ukrayna savaşı sürecinde Rusya’ya uygulanan yaptırımlara öncülük eden, Avrupa’nın doğalgaz ihtiyacını karşılayan Kuzey-2 boru hattını patlatan Amerika ile Rusya arasında yeni bir Yalta Anlaşması imzalanmış olabileceğine pek inanmak istemiyorlar. Fakat, gerek Biden gerekse Trump 47’nin başkanlık dönemlerinde, ABD ile Rusya arasında yaşananların arka planları irdelendiğinde, bazı ortak çıkarların bu iki küresel güç arasındaki ilişkilerin şekillenmesinde önemli rol oynadığı açı

Bazı okuyucularımız, Ukrayna savaşı sürecinde Rusya’ya uygulanan yaptırımlara öncülük eden, Avrupa’nın doğalgaz ihtiyacını karşılayan Kuzey-2 boru hattını patlatan Amerika ile Rusya arasında yeni bir Yalta Anlaşması imzalanmış olabileceğine pek inanmak istemiyorlar. Fakat, gerek Biden gerekse Trump 47’nin başkanlık dönemlerinde, ABD ile Rusya arasında yaşananların arka planları irdelendiğinde, bazı ortak çıkarların bu iki küresel güç arasındaki ilişkilerin şekillenmesinde önemli rol oynadığı açıkça görülebiliyor.


Rusya’nın Ukrayna’nın Batı bölgelerini işgal etmesi ve bu operasyon sonrasında kimin neler alacağı iki küresel gücün mutabık kaldıkları bir konuydu. Putin’in 24 Şubat 2022 günü Ukrayna’ya girmesiyle Saddam’ın 1991’de Kuveyt’e girmesi, bazı yönleriyle birbirine benzer operasyonlardır. Fakat, sonuçları bakımından oldukça farklıdırlar.


Gaza getirilerek Kuveyt’e sokulan Saddam, ABD önderliğindeki Batı koalisyonu tarafından, “Bağımsız bir ülkeyi işgal etti” gerekçesiyle bir güzel cezalandırılmış, ülkesi de 36. Paralel boyunca ikiye bölünmüştü. Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesine ABD büyük bir teki göstermediği gibi, Batılı ortaklarıyla birlikte Putin’i Ukrayna’dan çıkarmayı hedefleyen bir askeri operasyon da yapılmamıştı.
Rusya, bağımsız bir ülke olan Ukrayna’yı işgal ettiği için, uygulanan yaptırımlarla ekonomik olarak cezalandırılmaya çalışılmıştır. ABD ve Batılı ortakları askeri güç kullanmamışlar, yalnızca kendisini savunması için Ukrana’ya silah yardımı yapmışlardı. Bu davranış, hem Rusya’nın hem de Ukrayna’nın büyük askeri ve ekonomik kayıplar yaşamasına neden olmuştu. Bu aradaABD, bir taşla birkaç kuş birden vurmuştu.
Nedenleri ve sonuçları bakımından irdelendiğinde, 1. Körfez Savaşı’yla Ukrayna savaşının benzer ve farklı yönleri vardır. Ukrayna savaşının 1. Körfez Savaşı’ndan en çarpıcı farkı, Kuveyt’i işgal eden Saddam’ın ülkesi bölünmüşken, Ukrayna savaşında işgal edilen ülkenin toprak bütünlüğünün tartışılır duruma düşmüş olmasıdır.

TRUMP ZELENSKY’DEN NELER İSTİYOR?


Kanada, Grönland, Panama Kanalı, Meksika Körfezi, Gazze’den sonra Ukrayna’ya çengel atan Trump 47’nin Kiev yönetiminden istekleri var; Zelensky’nin ivedelikle seçime gitmesini ve Rusya ile anlaşıp savaşı bitirmesi istiyor. Zelensky ise, “Beni değiştirmek istiyorsa, bu zor. Ukrayna halkı beni seviyor” diyor, Trump’ın dayattığı koşulları kabul etmiyor.  

Platin saçlı Başkan’ın istekleri seçimle sınırlı değil, Ukrayna konusundaki görüş ve düşüncelerini şöyle sıralıyor:
“Uzun zamandır seçim olmamıştı. Artık seçim zamanı ve aynı zamanda (ABD’nin Ukrayna’ya sağladığı) tüm paraya ne olduğunu öğrenmenin de zamanı geldi.
Rusya ile çokiyi gidiyoruz. Rusya ile onun (Zelensky’ni) yapamadığı birşeyi yapacağız.
Potansiyel olarak milyonlarca insanın daha öldürülmesini durdurmak için Rusya ile anlaşma yapabiliriz.
Bence Ruslar savaşın bittiğini görmek istiyor. Kartlar biraz onların elinde çünkü; çok fazla toprak elde ettiler.”
Trump’ın bu sözleri bile Rusların ele geçirdikleri Ukrayna topraklarından, 2015’te ilhak ettiği Kırım’dan  çıkmaları konusunda ısrarcı olmayacağını göstermiyor mu? Birinci başkanlığı döneminde Suriye’nin Golan Tepeleri’ni İsrail’e bağışlayan Trump’ın bu mantığı, Birleşmiş Milletler’in (BM) kuruluş ilkelerini ayaklar altına almak demek değil midir?
İkinci defa başkanlık koltuğuna oturduğunda Kanada’yı, Panama Kanalı’nı, Grönland’ı, Gazze’yi istiyorum diyebilen Trump’ın bu mantığı, bu pervasızlığı küresel çapta bir kaos yaşanmasının kapılarını aralamıyor mu?
Trump’ın bu pervasızlığı, bastırılmış heveslerin açığa çıkmasına, küresel çapta bir “gücü gücü yetene” karmaşasının yaşanmasına neden olmayacak mıdır?
YENİ YALTA VE KIRIM


ABD ile Rusya arasında yeni bir Yalta Anlaşması’ndan söz ettiğimizde, ilk aklımıza gelen konulardan biri de Kırım oluyor. İknci dünya Savaşı sonrasında dönemin üç büyüklerinin temsilcileri, ayni ABD Başkanı Roosevelt, İngiltere Başbakanı Churchill ve SSCB Başkanı Stalin Kırı’ın Yalta kentinde biraraya gelerek imzaladıkları anlaşmayla dünyayı kendi aralarında parsellemişlerdi. Bu parselasyon Sovyetler Birliği’nin dağıldığı/dağıtıldığı 1990 yılına kadak yürürlükte kalmıştı.
Küresel konjonktür, Trump-Putin dostluğu Yalta Anlaşması’nı yeniden gündeme getirdi, ama bu defa İngiltere masada yok. Trump, “Bence Ruslar savaşın bittiğini görmek istiyor. Kartlar biraz onların elinde çünkü; çok fazla toprak elde ettiler” dediğine göre, Yeni Yalta Anlaşması’nın ana hatları belli olmuş demektir. Büyük bir olasılıkla, Riyad’da yapılan “Ukrayna’nın Geleceği” konulu toplantıda Ruslara, “Ukrayna’da ele geçirdiğin topraklar senin olsun, ama Büyük Ortadoğu Projesi’ni engelleme, Suriye ve Güney Kıbrıs’tan çekil” denmiştir.
Riyad’daki toplantıya ne Ukrayna ne de Türkiye davet edilmemişti. Riyad’daki toplantıda Ukrayna’nın ve Türkiye’nin pek hoşuna gitmeyecek konuların konuşulduğu anlaşılıyor. Riyad toplantsından birkaç gün sonra Ankara’ya gelen Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve ekibiyle neler konuştıklarının ayrıntılarını bilemiyoruz, ama Lavrov’un neşesini Trump’ın “Kartlar biraz onların elinde” sözüyle ilişkilendirmek mümkün.
“KARTLAR ONLARIN ELİNDE” NEYİN İFADESİ?
Ukrayna Savaşı’nın geldiği noktada Trump’ın, “Kartlar biraz onların elinde çünkü; çok fazla toprak elde ettiler” sözü bir teslimiyetten çok bugüne kadar üstü örtülmeye çalışılan bir gerçeğin açığa vurulmasıdır.
Riyad’da yapılan, Ukrayna’nın çağrılmadığı “Ukrayna’nın Geleceği” başlıklı toplantı, ABD ve Rusya gibi  iki küresel aktörün çıkarları doğrultusunda kurguladıkları ve sahneledikleri “oyunun” son perdesidir. Trump 47’nin “Kartlar onların elinde” şeklinde dillendirdiği bu gerçeği şöyle özetlemek mümkün:
“Ruslar kararlaştırılan plan çerçevesinde üzererine düşen görevi yaptılar. Avrupa Birliği’nin çatırdatmamıza yardımcı oldular,Ukrayna savaşının verdiği korkuyla Avrupa Ordusu kurmaktan vazgeçtiler, Çin’in Kuşak ve Yol Projesi’nin önüne set çekmemizi sağladılar. Bu süreçte, bizim Ukrayna’ya verdiğimiz destek, uyguladığımız yaptırımlar ve Kuzey Akım-2’yi patlatmamız nedeniyle askeri ve ekonomik açıdan büyük zararlara uğradılar. Şimdi sıra bizde; bu büyük “oyunda” Rusların uğradıkları zararları telafi etmenin zamanı geldi”
YENİ YALTA ANLAŞMASI ve KIRIM
Ünlü Fransız düşünür Volter, “Osmanlı’yı zaafa uğratmak açısından Kırım ve Kıbrıs çok önemlidir” diyordu. Bilindiği gibi Kırım hanedanlığı Osmanlı’nın yedek hanedanlığı kabul ediliyordu. Karadeniz’i konrol altına alma açısından Karadeniz çok önemliydi. Osmanlı Kırım’ın kuzeyindeki Kerç Boğazı’na inşa ettiği Yenikale ile Rus donanmasını Azak Denizine hapsetmişti.
Ömrü boyunca Türk birliğini savunmuş olan ve “Dilde birlik, fikirde birlik ve işde birlik” özdeyişiyle tanıdığıdığımız ünlü fikir adamı İsmail Gaspıralı Kırımlıydı. Dest-i Kıpçak coğrarafyasının bir parçası olan Kırım “biz” demekti. Kırım davasının yılmaz savunucusu Mustafa Ceimil Kırımoğlu, “Adım Tatar, özüm Türk’tür” diyordu.
Peki, ABD ile Rusya arasında Yeni Yalta Anlaşması yürürlüğe girdiğinde, ısrarla ukrayna’nın bir özerk bölgesi olduğunu savunduğumuz Kırım ne olacak? Ruslar 2015’te ilhak ettiklerini açıkladıkları Kırım’dan çıkacaklar mı?
    •    Körfez Savaşı’nda gaza getirilerek Kuveyt’e sokulan Saddam Batılı koalisyon tarafından tepelenerek Kuveyt’ten çıkarılmıştı. Ukrayna savaşında Putin’in bir anlaşma çerçevesinde Kiev’e yürüdüğü anlaşılıyor.
    •    Şimdilerde yanıtı aranan sorular şunlar:
    •    ABD ie Rusya arasında yürürlüğe sokulduğu anlaşılan Yeni Yalta Anlaşması uzun soluklu olabilecek midir?
    •    ABD, Ukrayna’ya silah yardımı yapmaktan vazgeçmiş görünüyor, ama İngiltere ve bazı Avrupa ülkeleri Ukrayna’ya yaptıkları silah yardımını giderek artırıyorlar. Bu konudaki restleştme ABD-AB ilişkilerinin daha da gerilmesine neden olabilir.
   SORUNU “STARLINK” Mİ ÇÖZECEK?
    •    Zelensky’nin bazı Avrupa ülkelerinin ve özellikle İngiltere’nin yönlendirmesiyle Rusya ile anlaşma yapmayı kabul etmediği takdirde ABD, Ukrayna’nın Starlink’ten yararlanmasını engelleyeceğini duyurdu. Ukrayna Starlink’ten yalnızca haberleşme konusunda değil, savaşın yönetilmesi ve yönlendirmesi konusunda da yararlanıyor.
    •    Ukrayna’nın geleceğinin konuşulduğu Riyad toplantısına çağrılmayan Zelensky’nin programdışı geldiği Ankara’da, Türk yönetimiyle, Rusya ile anlaşma koşullarını konuştuğu tahmin ediliyor. Bugüne kadar Rusya ile Ukrayna arasında bir denge politikası izleyen Ankara’nın, yaşanan gelişmeler çerçevesinde, Ukrayna, Kırım, Suriye, Avrupa’nın enerji sorunu, Kuşak ve Yol Projesi, Hindistan-Ortadoğu- Avrupa Ekonomik Koridoru gibi konularda zorlu görevler yüklenmek zorunda kalacağı anlaşılıyor.
    •    Özetle, işimiz zor..
    •    Alah yardımcımız olsun..