1993-1994 öğretim yılında Gazi Öğretmen Anamur İlçe Milli Eğitim Müdürü iken yurt dışından gelecek öğrencilerin okuyacağı Bozyazı Anadolu İmam Hatip Lisesi binası Gazi Öğretmenin babasının Kur’an Kursu yapılmak üzere Türkiye Diyanet vakfına bağışladığı arsa üzerine yine babasının yaptırdığı 4 katlı binada eğitim-öğretime açılmış…
Gazi Öğretmen açılışa katılmış, ev sahibi olarak bir de “Hoş Geldiniz” konuşması yapmış…
Öğrenci sayısı arttıkça bina yetersiz hale gelmiş ve yaklaşık 500 metre yakınında Gazi Öğretmenin yakın akrabası eski Bozyazı Belediye başkanı sayın Mustafa Deniz ve varislerinin Kur’an Kursu veya Anadolu İmam Hatip Lisesi yapılması şartıyla, şartlı bağış olarak Türkiye Diyanet Vakfına bağışladığı arsa üzerine 2 ayrı bina yapılmış, eğitim-öğretim bu binalarda devam etmeye başlamış…
Yurt dışından gelen ağırlıklı olarak Hollanda’dan gelen öğrenciler 1998-1999 öğretim yılında 6 yıl bu şartlı bağış olarak yapılan arsa üzerinde yaptırılan binalarda eğitim öğretime devam ettikten sonra okulda 500’e yakın öğrenci olmasına rağmen öğrenci azlığı bahanesiyle öğrenciler Balıkesir’e gönderilmiş...
Okul kapanma noktasına gelmiş…
Gazi Öğretmen yakın ilçe Anamur İlçe Milli Eğitim müdürü olduğu ve okulun açılışına katkıda bulunduğu için doğum yeri olan Bozyazı’daki bu okula sık-sık gidiyormuş…
Aslında hiç de öğrenci azlığı yokmuş…
Gazi Öğretmenin yaptığı araştırmaya göre Türkiye Diyanet vakfı ile Millî Eğitim Bakanlığı anlaşamamış ve öğrenciler Balıkesir’e gönderilmiş…
Anlaşmazlığın sebebi İki başlı bir idare oluşturulmakmış…
Bütün öğrenciler yatılıymış ve pansiyonda kalıyorlarmuş…
Pansiyonun müdürü ve pansiyon personeli Diyanet Vakfının görevlendirdiği elemanlarmış…Öğrencilerin yeme-içmeleri de Diyanet Vakfına aitmiş…
Etütlerin idaresi de yine Diyanet Vakfınca görevlendirilen görevlilerce yürütülüyormuş…
Gündüz yapılan eğitimle gece yapılan eğitim çelişkiliymiş…
Gündüz sağlanmaya çalışılan otorite gece kayboluyormuş…
Okul ve Pansiyon idarecilerinin birinin dediğini diğeri yapmıyormuş ya da tersini yapıyormuş…
Öğrenciler arada kalmış…
Öğrencilerin Türkiye’ye uyumu da sağlanamamış…
Gazi Öğretmen bunun böyle devam edemeyeceğini hem Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerine hem de Diyanet Vakfı yetkililerine bildirmiş sonuç alamamış…
İki başlı idare yerine tek başlı bir yönetim olsaymış aksaklıklar kendiliğinden düzelecekmiş…
Gazi Öğretmenin üniversitede birlikte aynı sınıfta okudukları 2 sınıf arkadaşı sayın Orhan Konuksever ve sayın Mehmet Ali Çuhadar değişik zamanlarda Diyanet Vakfı görevlisi olarak pansiyon müdürü olmuş…
Üç okul arkadaşı da değişik zamanlarda Millî Eğitim Bakanlığı görevlisi olarak okul müdürü olmuş…
Hepsi pırıl-pırıl idarecilermiş ancak iki başlılık onların bile uyum sağlamasını engellemiş…
Neticede öğrenciler hiçbir haklı sebep yokken okuldan alınıp Balıkesir’e götürülmüşler…
Henüz mezun bile vermeden… Amaçlanan hedefe ulaşılamamış…
Burada iyi niyet aramak da düşünülemezmiş…
Gazi Öğretmen bir yandan 28 Şubat kararları nedeniyle görevden alınmasını beklerken diğer yandan da Türkiye’de İLK olarak açılan bu eğitim yuvasının devam etmesi için gayret sarf ediyormuş…
Ne Millî Eğitim Bakanlığı yetkilileri ne Hollanda hükümeti ne de Diyanet Vakfı artık bu okula sıcak bakmıyormuş…
28 Şubat kararları buraya da ulaşmış… Meydana gelen olayı anlamak mümkün değilmiş…
Gazı Öğretmen Millî Eğitim Bakanlığının bu konuda karar verecek elemanlarını da Diyanet Vakfının yetkililerini de yakinen tanıyormuş…
Gazi Öğretmenin telefonları, yüz-yüze görüşmeleri sonuç vermemiş, Hollanda’dan gelen öğrenciler gözyaşları içerisinde Balıkesir’e gönderilmiş…
Bu arada Gazi Öğretmen de görevden ayrılıp emekli olmuş…
Emekli olduğu ve sivil hayata geçtiği için uğurlama töreninde bile aralarına katılamamış…
Ama 34 RRZ 40 plakalı Renault marka aracın içinde tanınmamak için başında fötr şapka, gözünde siyah gözlük, yaşlı gözlerle onların veda törenini, araçlara binişini izlemiş…
O anda aracın içinde not olarak yazdıkları şunlarmış;
“İşte şu elinde çanta olan Murat…Yanındaki Mustafa…İleriden gelen İbrahim…Şu Kamil…Şu Asan…Arkası dönük olan Mehmet…Birbirine sarılan adaşım Gazi ile Şahin…Bavulunu karıştıran Fatih…Mahirle Gürkan yan yana…Hocasına sarılan Ümit…Ve devam eden isimler, isimler, isimler…”
Uğurlama töreninde öğrenciler araçlara bindirilirken, gözyaşlarıyla birbirlerine sarılıyor, ağlıyor, ağlıyorlarmış… Hıçkırıklar birbirine karışmış…
Gazi Öğretmen de göz yaşlarını tutamamış…
…Ve hepsi gitmiş okul boşalmış…
Günler-günleri, haftalar-haftaları, aylar ayları, yıllar- yılları kovalamış…
Bu arada Gazi Öğretmen de boş durmamış…
Emekli olmadan önce ve emekli olduktan sonra okulun kapanmaması için kimlere fax çekmemiş ki…
Cumhurbaşkanı, Başbakan, Milli eğitim Bakanı, Eski başbakanlardan okulun açılışını sağlayan sayın Tansu Çiller, Hollanda büyükelçiliği, Dışişleri bakanlığı, Milli Eğitim bakanlığı Personel genel müdürlüğü, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye Diyanet Vakfı, Din öğretimi Genel müdürlüğü…
Gazi Öğretmen emekli olduktan sonra da okulun açılabilmesi için çalışmalarını sürdürmüş yurt dışından gelecek işçi çocuklarının eğitimi için Millî Eğitim Bakanlığıyla, Türkiye Diyanet Vakfı yetkilileri arasında yapılan protokol gereği Balkan Ülkeleri, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Makedonya, Kosova, Yunanistan, Romanya, Sancak, Gürcistan, Afganistan, Kazakistan, Türkî Cumhuriyetler, Kırım ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinden getirilen öğrencilerle eğitim öğretim yeniden başlatılmış…
Gazi Öğretmenin gayretleriyle iyi bir çalışma başlatılmış…
Bozyazı Anadolu İmam Hatip Lisesine okumak için gelen öğrencilerle ve okul idaresiyle irtibatı hiç kesmemiş…
Yeni gelen öğrencilerin büyük çoğunluğu Türkçe bilmiyormuş… Dil sorunu varmış…
Gazi Öğretmenin Kıbrıslı bir arkadaşının çocuğu da burada okuyormuş ve veli olarak Gazi Öğretmene emanet edilmiş…
28 Şubat kararlarının etkisi ile okulda yine problemler başlamış…
Türkçe bilmeyen çocuğa Türkçe ders anlatmak için Türkçe imla kurallarını bilmeyen öğretmenler sınav yapılmadan Türkçe öğretmesi için bu öğrencilerin başına verilmiş…
Şivesi Türkçeye uygun olmayan öğretmenler Türkçe şive öğretsin diye öğrencilere gece etütlerinde belleticilik yaptırılmış…
Türklük şuur ve gururu ile yaşayan öğrencilere moral vermek yerine kasıtlı olarak Türklük aleyhine sözler sarf eden öğretmenler öğrencilerin başına getirilmiş…
28 Şubat’ın getirisi olarak bütün bunlar oluyormuş…
( devam edecek )