Şu yalan dünyada hiçbir şey kalıcı değildir ama bıraktığı izler bakidir her zaman. Kimileri hafızalardan silinirken, kimileri de yüreklerin en güzel köşesine yerleşir; unutulmaz ve hep güzel hatırlanır.


İnsan olarak doğmak hiçbir şey fakat doğduktan sonra insan olarak yaşamayı seçmek her şeydir. İnsan kendi doğrularını ve yanlışlarının toplamıdır. İnsanlık para, şan, şöhret, zenginlik, fakirlik, din ve eğitimle değil tamamen vicdan sahibi olmakla alâkalıdır. Aslında insanı tanımlamak pek de mümkün değil sanırım. Çünkü o sürekli değişkenlik gösteren tek varlıktır ve yaptığımız kişilik tahminleri genelde hep yanılgı ile sonuçlanır. Bana göre insan olmak o küçücük yüreğinde kocaman sevgi barındırmak demektir. Çünkü yaşamak ve sevmek birbirinden ayrı olgular değil tam tersine bir bütündür.


Yolda gördüğü karıncaya merhamet göstermek, çiçeği dalında sevmek, çıkarsızca, kötü düşünce ve davranışlardan uzak, adilane davranışlar sergilemek, özünden kopmadan doğduğu anda ki ilk saf ve temiz haliyle yaşamına devam etmek demektir, insan olmak. Bir başka değişle de, yaşadıklarıyla kaybolduğu kocaman boşluktan silkelenerek yüzeye çıkmak, yaşadığı tüm olumsuzluklara katlanıp acı çekse de, hayata tutunup tek nefesiyle yaşamaya çalışmak, kendi hayatını ve başkalarının özgürlüklerini kısıtlamadan sadece kendine bırakmaktır, insan olmak.


Daha doğrusu, her şeyle hiçbir şeydir. İnce bir ip üzerinde insanmışız gibi son nefes kadar yaşıyor, bunun adına da insanlık diyoruz. Bunu derken de ne yazık ki bazen insanca yaşamak için önce insan olmayı unutuyoruz.
   
“ Bir yerimiz varsa bu dünyada
Her şey insanca olmalı
Sevmek de yaşamak da ölmek de”
Edip Cansever