Mülkiye yılları, mezun olacağız ve bizler için çok önemli olan iİek Bayramımızı kutluyoruz. Bu, İnek Bayramı her yıldan farklı ! "Kral Oidipus" isimli eseri, kendimize ve Mülkiyeye uyarlıyarak oynayacağız. Oyunun kahramanı, Kırmızı Bülent veya Kırmızı Stopüs (Sevgili Bülent'i de çok zamansız kaybettik, Allah Rahmet eylesin) Y.Gürel, D. Alpay, M.Engin, Demir Ali, D. Güray ve ben korodayız. Sahne gerisinde İcen ağabey, elinde boyalarla ve büyük özenle yüzümüzü boyuyor. Yanımızda Oidipus'u oynayan, Akgün Han Kıcıman ağabeyimiz; o da boyanıyor. İcen ağabey ve bizler gülmekten yerlere yatıyoruz, İcen ağabeyin rejisörlüğünde, temsil başarı ile icra ediliyor. Aradan yedi yıl geçiyor. Ben bu arada mülkiyeyi bitirip İngiltere'ye LSE' ye ihtisasa gidiyorum. Dönüşte, iki hedefim var. Birisi, benim için çok önemli, Devlet Planlama Teşkilatına intisap edip, çalışmak. DPT oluyor. Bu durumda, ikinci hedefim olan, Hariciyeyi düşünmüyorum. 0, yıllarda DPT altın yıllarını yaşıyor. Her konu oradan geçiyor. Her şeyi tüm projeleri DPT onaylıyor ve vize veriyor. DPT bizler için adeta ikinci Mülkiye. Her odada, Mülkiyeden arkadaşlarımız var. İşte, Planlamaya benden önce giren, İcen ağabeyle, yaşamımız orada da kesişti. Devamlı okuyan, düşünen, proje geliştiren, eşine ender rastlanan, çok değerli, bir insandı. Laik Cumhuriyete, Atatürk İlke ve İnkılaplarına, her Mülkiyeli gibi, sımsıkı bağlıydı. Planlama, Siyasal görüş ve eğilimleri olmayan örnek bir kuruluştu. DPT de uzmanlık önde gelirdi. Bir tedbir, aksiyon ve önerinin Türkiye'ye ne verdiği Ülkemize nasıl, katkı yaptığı, önemliydi. Şüphesiz, herkesin kendi düşünceleri vardı, aslında olmalıydı. Ancak, bu düşüncelerde sağ ve sol olarak, aşırı noktalarda değildi. Merkez ve merkezin hemen sağında ve solunda bulunan düşüncelerdi. Ancak, en önemlisi, bu fikir zenginliğinin, uzmanlık görüşü ile desteklenerek, Ülkemiz için yararlı noktada buluşulması ve herkesin Planlamada ülkeye yaptığı katkı önemliydi. İcen Börtücene'de, düşüncenin, tartışmanın, uzlaşmanın ve asıl önemlisi, üstün uzmanlık niteliklerinin çok önemli ve güzide temsilcisiydi.

Planlamada yıllar geçtiktçe yükseldi ve Hikmet Çetin' le birlikte, DPT' nin üst görevi olan daire başkanlığına yükseldi. Ben onun başında bulunduğu dairenin, uzmanı ve grup başkanıydım, İcen Börtücene, DPT çalışmalarına, Daire Başkanlığı görevinde, üstün kalite, kendimizi, geliştirme ve DPT'de bulunmaktan ve çalışmaktan büyük onur ve keyif almayı getirdi. Kendisiyle yapılan, Daire içi ve DPT Stafı toplantılarının ve Yüksek Planlama Toplantılarının verimi, katkısı ve zevkini hala özlemle anıyorum. Üstün zekası, bilgisi,

tecrübesi, sımsıcak dostluk, mülkiyeli ağabeylik, arkadaşlık, dürüstlük, namusluluk ve mertlik İcen Börtücene'nin güzide nitelikleriydi. Bir gün, kimsenin arkasından konuştuğunu görmedim. Herşeyi, açıkça herkesin, yüzüne söylerdi. Ben Merkezde Liberal bir insandım, o bana göre, belkide birazda merkezin solundaydı.

Ama, bunlar hiçbir zaman, ne benim aramda, ne de diğer arkadaşlarımla sorun olmadı.

İcen ağabey, Bülent Ecevit' in CHP'sine yakındı. Daire Başkanıyken, Sayın Hikmet Çetin'le birlikte, bu iki değirli insan, ülkeye siyaset yolu ile hizmet etmek istediler. Milletvekilliğine aday oldular. Sayın Hikmet Çetin, Milletvekili seçildi. Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcısı oldu. Icen ağabey politika yolunda da, doğru bildiğini yaptı. Ezilip büzülmedi ve parti lider kadrolarının istenilen adamı olmadığımdan, siyasette başarılı olamadı. Bunun nedeni dürüst, namuslu, bükülmez, mücadeleci ve taviz vermez karakteriydi, inandığı fikir ve aksiyonların, arkasında dimdik durmayı hep bildi. Kendisine karşı olanlar bile, onu hep takdir ettiler.

Siyasete girmek için, çok sevdiği Planlamadan ayrılıp, Siyaset yolunda, kendisine verilen sözler tutulmayınca, diğer bir deyişle, ortada bırakılınca zor günler yaşadı, işsiz kaldı. Biz, ben hep böyleyiz. Siyasette, seçimi kaybettiğiniz gece, yalnızsınız. Birkaç gerçek dosttan, başka ne arayanınız, ne soranınız, nede destekleyeniniz vardır. Benim gibi, hayatını kafası ile kazanan, malı mülkü, babasının dükkanı, fabrikası olmayan, Memur çocukları ortada kalır! Herkes, bize cok değerli, nitelikli insan olduğumuzu söyler. Ama kimse, "gel, şu işin başına geç, şurada çalış" demez.

Ben bu durumu, yaşadım. İcen Ağabeyde yaşadı.

DPT'den ayrılıp, siyasette verilen sözler tutulmayınca, zor durumda kaldı. Bir gün, onu, Merkez Bankasının, ek binasının, 6. katında, tozlu, sadece bir masa ve iskemlesi olan, oda da buldum. Ziyaret ettim. Çok sevindi. Birbirimize sarıldık, "sağol beni kimse aramıyor diye" ızdırapla fısıldadı.

Bütün sıkıntılarını, hep içine attı. Ama, şeref ve haysiyetini, dürüstlük ve faziletini, hep zirvede tuttu. Biraz tavizkar olsa, biraz fırsatları değerlendirse, eline geçebilecek olanları, elinin tersi ile itmese, çok başka yerlerde olabilirdi. 0, hep şeref ve haysiyetin tacını giydi.

Onu, herkes severdi, takdir ederdi. Sadece, fikir adamı değil, sanat adamı idi. Ressamdı. Onun, gibi, çok ender kişiler Resim yapardı. Bir sanatçının içtenlik ve hassasiyetini hep taşıdı. o

İşte, ben bunları, bir 27 Mayıs 2005, günü, Selimiye Camiinde, onun baş ucunda, cenaze namazını kılarken, anımsadım, düşündüm. Onun, resmine bakarken, sanki son defa konuştuk ve vedalaştık. Mülkiye, DPT yılları, hatıralar gözümün önünden geçerken, boğazım düğümlendi, göz yaşlarıma mani olamadım.