Gök ısınır, su ısınır, toprak ısınır da ısınmaz hala bir damla sudan yaratılan, özü bir avuç toprak olan insan. Isınmaz hala hem cinsine zulmetmekten utanmayan, kardeşkanı dökmekten bıkmayan, başkalarını ezmek pahasına kendi saltanatını kurmaktan çekinmeyen zalim. arsız, hırsız ve namussuzlar.
Her yıl cemre düştüğü halde toprağa kin, nefret, haset, haksızlık, hukuksuzluk buz kesiyor kalbimizi; baharı unuttuk zemherinin soğuğunda.
Halbuki dünyanın imar ve ıslahıyla sorumluyduk ancak var olan düzeni bozmak için birbirimizle yarışarak cemrenin düşmesini hiç bu kadar geciktirmemiştik.
Dertliyle dertlenemeyecek kadar aciz ve iktidarsız insanlar ahkam kesiyor
Sevgiyle yoğrulan dünyayı zulümle kirleten zalimler dünyayı yönetiyor.
Hakkın değil güçlünün egemen olduğu düzene boyun eğen tutsaklar nedeniyle bir türlü ısınmaz oldu aynı Âdem ve Havadan doğup Kafdağı uzaklığına savrulan kardeşliğimiz.
Bana ne anlayışı karakterimiz haline gelirken merhamet denen sıcaklığı unuttuk, diğerkâmlık denen hasleti kayıp ettik. Kayıp olduk kayıp! Onun için bizi bulup ait olduğumuz yere götürecek cemreleri bekliyoruz.
Kapı gibi babalar dış kapının dış mandalı; koynunda büyüdüğümüz analar fikir ve düşüncelerimizle şekil vermeye çalıştığımız eski akıllılar oluverdi. Evlerde kapı olmayınca aile yuvası ısınmaz, mahremiyet kalkınca evlatlar uslanmaz oldu. Ana denen yar unutuldu ap-açık orta yerde kalıverdik.
Sevgi, saygı kalmadı, kalp katılaştı soğuk davranışlar ve yürekler nedeniyle.
Komşu komşunun külüyle ısınırdı. Şimdilerde aynı apartmanda yaşayanlar birbirini tanımaz oldu. Soğuk yüzler, asık suratlar ilk önce kalbimizi üşüttü.
Bakın bir gökyüzüne! Güneş her yerde adil; aynı ısıyla okşuyor yürekleri. Yıldızlar semayı süslerken kimseyi ayırt ediyor mu? Açan çiçek, uçan kuş, her yerde aynı değil mi? Yağan yağmur merhametle tenlere dokunurken güçlü olanlara, gücü elinde bulunduranlara, mal mülk ve makamda zirveyi tutanlara farklı muamelede bulunmuyor değil mi? Cemre fakire de zengine de, ağaya da hizmetçiye de; patrona da, işçiye de aynı müjdeyle düşüyor. Yani dünya üç beş mütekebbirin etrafında değil bütün canlılar için dönerken yılardır Gazzede çocuklar ölüyor.
Kan gölüne dönmüş filistinde güneş artık simsiyah doğuyor.
Mevsimler unutuldu kuşlar bile Gazzeyi terk ediyor.
Böyle bir dünyada cemre ne zaman düşer diye başınızı gökyüzüne sabitlemeyi bırakın artık. Siz gönlünüze bir türlü düşmeyen cemrelere bakın!
Katledilen kardeşlerinize bakıp bakıp da utanın.
Isınmış sulara elinizi sokmak yerine upuzun olun, uzanın bir garibin eksikliğine, cemre olun ısıtın yürekleri. Taş kadar soğuk olmak yerine toprak kadar sıcak olun, saklayın size sığınanları.
Merhamet yumağı olun baharı bekleyen gönüllere. Sevgiyle açın bir çiçekle bahar gelmez demeden, tutup kaldırdıklarınızdan hiçbir şey beklemeden. Ateş olup yakmayın onaramayacağınız kalpleri, soğuk olup üşütmeyin boy vermiş fidanları, açmış çiçekleri.
Zalimin karşısında olma iktidarınız yoksa da güneşe perde olmayın.
Kısaca : Ne olur yüreğinize bir cemre de siz düşürün hazır cemreler düşerken....