Adalı Divan Kurulu Üyesi olmaya hak kazanan 275 kişiyi tebrik ederek konuşmasına başladı. 

Bugün burada, Beşiktaşımızın mali ve sportif gerçekliğini, gelecek dönem hedeflerini konuşmak için toplanmış bulunuyoruz. Şu anı ve geleceği doğru değerlendirmek için geçmişe de doğru bakmak gerekiyor. Camiamızı ilgilendiren konuları bugüne kadar belli sınırlar içerisinde ifade etmeye çalıştım. Bunun nedeni son 1,5 yıl içerisinde yaşadığımız olaylar nedeniyle itibarımızın maalesef ağır bir şekilde yara almasıdır.

Biz itibarımızın daha da zarar görmemesi için söylediklerimize dikkat ettikçe de bazı gerçekler çok çabuk unutuluyor. Bu itibar kaybına neden olanlar da hiçbir şey olmamış gibi elini kolunu sallayarak dolaşmaya devam ediyor. Bizim bu kulübü hangi koşullarda devraldığımızı hatırlamanızı rica ediyorum. Hepinizin bildiği gibi, ben ve Yönetim Kurulu üyesi arkadaşlarım sadece 100 gün önce göreve geldik.

Göreve geldiğimizde Beşiktaş tarihinin en zorlu ekonomik, sportif ve ne yazık ki psikolojik koşullarıyla karşılaştık. Camiamız, bu dönemin sancılarını ne yazık ki geride bırakabilmiş değil. Beşiktaşımıza yaşatılanların izlerini silebilmek için göreve geldiğimiz günden bu yana var gücümüzle çalışıyoruz. İdari yapımızı düzenleyecek hamleleri ivedilikle yapmaya başladık. Az önce Sayın Genel Sekreterimiz bu konular hakkında size bilgiler verdi. Göreve başladığımızdan beri kulübümüzde kurumsallaşma adına önemli çalışmalar yapılıyor.

Bu yeni düzeni kurarken de kim gücenir kim kırılır demeden ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz. Kurumsal yapıya geçmek için gerekli her aksiyonu sırayla alıyoruz. Ayrıca herkesin bilmesi gerekli ki 15 milyar TL borcu olan bir kulübün sürdürülebilir bir başarı şansı kesinlikle bulunmamaktadır. Bu nedenle mali yapımızı da kalıcı şekildedüzenlemeli ve bütçemizde istikrar sağlamalıyız.

Tüm bunlarla beraber her branşımızda sportif başarıyı yakalamalı ve üst düzey sporcular yetiştirmeliyiz. Sürekli başarılar için bu 3 alanı birlikte düşünmeli ve geliştirmeliyiz.

Divan Kurulu toplantılarının en önemli konularından biri kulübümüzün mali koşullarının camiamızla paylaşılmasıdır. Defaatle söylemiş olduğumuz üzere Genel Kurulumuz’dan yetkiyi aldığımızda bizleri hiç de azımsanmayacak bir ödeme yükümlülüğü bekliyordu. Yönetim kurulu olarak görevde olduğumuz 100 günlük süre içerisinde toplam 2 milyar 270 milyon TL ödeme yaptık. Bunun 27Milyon Euro’sunu da Yönetim Kurulu olarak kendi cebimizden kasaya koyduk.

Nisan ve mayıs aylarında da ne gerekiyorsa ödemeye devam edeceğiz.Çok net bir şekilde ifade etmek istiyorum ki; Beşiktaş’ın bugün itibarıyla tek bir sporcusuna ve çalışanına borcu bulunmamaktadır.

Günlük çözümlerimizin ötesinde, size seçim öncesi en önemli vaatlerimizden biri olan ve Beşiktaşımızı finansal özgürlüğüne kavuşturacak çok önemli bir adımı atmış bulunuyoruz.

Yönetim Kurulu olarak kulübümüzün sürdürülebilir büyümesini sağlamak, mali yapımızı daha sağlam temellere oturtmak ve sportif başarılarımızı destekleyecek yatırımlara alan açmak amacıyla sermaye artırımına gitme kararı almıştık.

7 Mart 2025 tarihinde de SPK’ya sermaye artırımı için gerekli başvurumuzu gerçekleştirmiştik.

Beşiktaş için önemli ve stratejik bir adım olan bu başvurumuz, geçtiğimiz perşembe günü Sermaye Piyasası Kurulu tarafından onaylandı. Hepimize hayırlı ve uğurlu olsun.

Bu doğrultuda şirketimizin çıkarılmış sermayesi yüzde 400'lük artışla 1.2 milyar TL’den 6 milyar TL’ye yükselecek. Bu işlem sonucunda yaklaşık 4.8 milyar TL gelir elde etmeyi hedefliyoruz.

Bu, Beşiktaş için tarihi bir adımdır!SPK’dan aldığımız onay, Beşiktaş’ın aydınlık geleceği için çok büyük bir fırsattır. Bu işlemden gelecek kaynaklabankalara borcumuzu kapatacağız.

Bankalara borcu olmayan bir Beşiktaş, artık sadece birkaç hafta uzağımızda! Böylece finansal bağımsızlığımızı kazanmış olacağız. Bu tarihi adımı sadece bir finansal işlem olarak değerlendirmek yanlış olur.

Hedefimiz; gelecek kuşaklara daha güçlü, daha itibarlı bir Beşiktaş bırakmaktır. Bu süreç, bu yüzden hepimiz adına gurur verici, tarihi ve camiamızın büyüklüğüne yakışır bir adımdır. Güçlendirdiğimiz mali yapımız sayesinde kulübümüzün değerini daha ileriye taşıyacak projelere güçlü bir şekilde odaklanacağız.

Aynı zamanda UEFA kriterlerini yerine getiren bir kulüp olarak yolumuzda emin adımlarla ilerleyeceğiz.
Hedefimiz, gelecek kuşaklara daha güçlü, daha itibarlı bir Beşiktaş bırakmaktır. Bu süreç, bu yüzden hepimiz adına gurur verici, tarihî ve camiamızın büyüklüğüne yakışır bir adımdır.
Sermaye Piyasası Kurallarının farkında olarak, hiçbir şekilde yatırım tavsiyesi olmadığını belirterek, sizlerle Beşiktaş’ın sermaye artırımına dair gelişmeleri paylaşmak istedim.

Bu, her sene 50 milyon Euro’yu aşacak faiz yükünden kurtulabilmek için çok hayati bir adımdır.

Bu konuda bize ulaşan çok fazla Beşiktaşlı oldu. Bizim bu konuda kanun ve kurallar neticesinde bir yönlendirme yapmamız mümkün değil. Ama Beşiktaşlıların hisse alarak, bu sürece destek olması ve takımımızı ayağa kaldırmak için ‘Benim de çorbada tuzum olmalı’ demesinin camia olarak kenetlenmemiz açısından çok önemli olduğunu hepimiz biliyoruz.

Tekrar ifade ediyorum. SPK kurallarıaçısından sorun olmaması için sözlerimi çok dikkatli seçiyorum. Ama bir yılda 17’lerden 3’e gelen hisse fiyatı önceki kötü yönetimin yansımasıdır. İnşallah başarılı geçecek ve beklenen talebi görecek bu sermaye artışıyla hep beraber borç ve faiz yükünden kurtulmuş bir Beşiktaş’a kavuşacağız. Bu Beşiktaş tarihindeki en büyük borç azalması demektir.

Kulübümüz sadece son 1 yıl içerisinde yaklaşık 40 milyon Euro faiz ödemiştir. Futbol A Takımızın 2024-25 yılı maaş ve prim bütçesinin yaklaşık 100 milyon Euroolduğu bir ortamda bu faiz tutarının önemini bir kere daha görmüş olacaksınız.

Üstüne basa basa söylemek isterim ki bizim için önemli konuların başında bütçe istikrarı gelmektedir.

Bu nedenle her türlü popülist davranış veya ‘Benden sonrası tufan’ anlayışı artık bitmek zorundadır. Geçtiğimiz dönemlerdeki yanlışları yapmamak adına bu şekilde hareket edeceğiz. Bizler bu bütçe istikrarını sağlamaz ve özellikle son2 sezondaki rekor zararları görmeye devam edersek, sermaye artışı ile elde edeceğimiz tüm kazanımları kısa süreiçerisinde yok etmiş oluruz. Ve işte o zaman geri dönüşü olmayan bir mali tablo karşımıza çıkar.

Ben şimdiden size önümüzdeki dönem yapacaklarımızı, nasıl bir anlayışla bu kulübü yöneteceğimizi açık açık ifade ediyorum. Önümüzdeki sezondan itibaren biz her alanda bütçe disiplini ile ilerleyeceğiz. Önümüzdeki sezonun denk bütçesini yapma konusunda bizi en çok zorlayan konulardan birisi de geçtiğimiz sezon yapılan bonservis anlaşmalarının vadeleridir.

Bu anlaşmalar yapılırken nakit akışı kısmı pek de iyi niyetli olmayan bir planlanma ile oluşturulmuştur. Sadece geçtiğimiz dönemde yapılan transferlere ait olan ve Mayıs 2025 sonrasına atılan toplam ödeme miktarı da 22 milyon Euro’dur. Mayıs seçimi sonrasına atılan bu ödemeler için de takdiri siz değerli divan üyelerimize bırakıyorum.

Hepinizin bilmesini isterim ki asıl zorluğumuz Bankalar Konsorsiyumu’ndan çıktıktan sonra başlayacaktır. ‘Nasıl olsa faiz giderinden kurtulduk, bütçe disiplininden biraz taviz versek bir şey olmaz’ derseniz; kısa sürede başa dönersiniz. Gelirlerinizi aşan transfer harcamaları yapmaya bir kez başlarsanız, arkasını çorap söküğü gibi getirirsiniz.

Bunun için popülist davranmamak, kolaya kaçmamak ve prensiplere sıkı sıkıya bağlı kalmak elzemdir. Sadece kendi dönemini değil, Beşiktaşımızın geleceğini düşünmek önemlidir. Hiçbir baskıdan etkilenmeyecek çok net bir irade ortaya koymak gereklidir. Yoksa emin olun ki ben de çok isterim uçaklarda tavla oynamayı ya dahavaalanlarında kartal işaretleri yapmayı. Ama artık Beşiktaş formasının ağırlığıyla ve Beşiktaş’ın parasıyla şov yapma dönemi bitmelidir.

Bizzat kendi attığı imzalarla kulübümüzü büyük borçlar altına sokup, sonra ‘buborcun 10’da birini bağışladım’ demekle bu kürsülerde alkış bekleme devri kapanmalıdır. Bizler de artık bu tarz hareketlere paye vermemeliyiz. Bundan sonra Beşiktaş’ta planlama yapan, denk bütçelerle ilerleyen ve her hesap dönemi geldiğinde de sizlerin karşısına çıkıp bu finansal hedeflere ne kadar sadık kaldığını ispatlayan anlayışı alkışlamalıyız. Aksi halde hep başa döneriz, hep geri gideriz.

Bütçe disiplini demişken öncelikle amatör branşlarımızın durumunu size anlatmam lazım.

Tüm şubelerimiz doğru planlamalarla zamanı geldiğinde en kuvvetli hale gelmiş olacaklar. Ama içinde bulunduğumuz maddi gerçeklikler nedeniyle bir süre için dişlerimizi sıkmamız gerekiyor. Bu gerçek apaçık bir şekilde önümüzde duruyor. Biz bulduğumuz ve bulacağımız sponsorlarla kendi gelir gider dengesinde yarışacak takımlar kurmak mecburiyetindeyiz. Rekor seviyede zararlarla ilerleme lüksümüz yok. Bu nedenle amatör branşlarımızın karzarar durumlarını bir kez daha sizlere göstermek istiyorum.

2022-23 sezonunda amatör branşlarda 5.6 milyon Euro olan toplam zarar, içinde bulunduğumuz sezonda 21 milyon Euro’yakadar yükselmiştir. Geçtiğimiz sezon hangi şubeye ne kadar harcanmış ekranda görebilirsiniz.

Şimdi sevgili Kadir Kılıç burada mı diye merak ediyorum. Geçtiğimiz divanda benden sonra çıkıp kendinize göre birşeyler söylemişsiniz. Biz bu tablodaki zararı yanlış bilgilerle ya da öylesine yazmadık. Gerçekten 5 milyon Euro’larda olan bu zarar sizin döneminizde 21 milyona nasıl dayandı ben çok merak ediyorum. Şimdi biz bu artı 15 milyon Euro zarar yok gibi mi davranalım yani? Tablodaki yılların hesaplama modeli tamamen aynı.

Hangi gelire göre bu harcamalar yapıldı? Neye göre bu bütçeler belirlendi? Zarardaki artışı enflasyon hesabınavesaire bağlıyorlar. TL’den bahsetmiyorum, Euro bazında dahiyaklaşık 4 katına ulaşmış bir zarar tablosu önümüzde duruyor. Şimdi bu tablo da tekrar gösteriyor ki, biz bütçemize göre hareket etmek durumundayız.

Bu sezon 21 milyon Euro’ya çıkan zararı,biz her geçen yıl azaltmak zorundayız. Tekrar ediyorum ki aksi durum sermaye artışı ile elde edeceğimiz tüm kazanımları boşa çıkartır. Bu nedenle önümüzdeki sezondan başlayarak tüm amatör branşlarda giderlerimizi kontrol altına alacağız ve bütçelerimizi düşüreceğiz. Stopaj etkisiyle birlikte tüm amatör branşları tamamen denk bütçeye getirecek şekilde ilerleyeceğiz. Gelirlerimizi de zamanla artırarak hedeflerimizi adım adım yükselteceğiz.

Sonrasında masa tenisine kadar her branşımızda şampiyonluklar elde edecek seviyelere ulaşmamız lazım. Amacımız Beşiktaş armasının olduğu her yerde kalıcı başarılar için gerekeni yapmaktır. Hiç şüpheniz olmasın. Yalnız bu hedefleri büyütürken camiamızın değerli iş insanlarından da destek görmemiz gerekiyor. Katkı sağlayabilecek çok değerli arkadaşlarımız ve büyüklerimiz var.

Benim burada Saygıdeğer Divan Başkanımız Tevfik ağabeyimize bir davetim var. Önceden sizinle paylaşamadığım için kusuruma bakmayın.Bu fikir, sabah yolda buradaki konuşmamı düşünürken oluştu. Siz uzun sürelerdir branşlarımızın denk bütçelerle yönetilmesi konusunda camiamıza yol gösteriyorsunuz. Bizler de sizin sözlerinize çok önem veriyoruz.

Camiamıza örnek olmak adına, değerli şirketiniz Güriş ile voleybol şubemize sponsor olmanızı temenni ediyoruz. Doğru bütçelerle, bizzat sizler tarafından yönetilecek bir yapı kurmanızı bekliyoruz. Beşiktaş Divan Başkanı’nın bu hareketi emin olunuz ki çok sayıda insana en güzel örnek olacaktır.

Ayrıca tüm eski başkanlarımızdan da amatör şubeler için desteklerini bekliyoruz. Sayın Ahmet Nur Çebi’yi hentbol şubemize sponsor olmaya davet ediyorum.

Sayın Fikret Orman’a da seslenmek istiyorum. Duyuyoruz ve çok da mutlu oluyoruz ki işleriniz gayet iyi gidiyormuş. Sizin de kadın basketbolumuza destek olacağınıza yürekten inanıyoruz.

Sayın Serdar Bilgili’ye de arzu ettiği bir amatör branşımız için davetimizi iletiyoruz.

Camiamız için çok önemli olan bir diğer konu da Fulya’da Aşçıoğlu ile yaşamakta olduğumuz problemdir. Bugüne kadar çok şey yazıldı ve söylendi. Ben sizlere konuyla ilgili güncel durumu ilk ağızdan aktarmak istiyorum.

Kulübümüzün Aşçıoğlu’na açtığı 2 ayrı tahliye davası var. Bu davalardan birisi bildiğiniz üzere geçtiğimiz aralık ayında lehimize sonuçlandı. Diğeri halen devam ediyor. Fakat Aşçıoğlu, açtığı karşı davalar ile ihtiyati tedbir kararı aldırdı. Bu nedenle şu an malımızı teslim alamadığımız gibi; bırakın mevcut kiracıları çıkarmayı, boş yerleri bile kiraya veremez durumdayız. Mahkemelerin süreçlerini, yeni davaların sonuçlarını bekliyoruz. Geldiğimiz durum tam olarak budur. Bu nedenle herkes bilsin ki; önceki yönetim tarafından yapılan, tabiri caizse esnaf anlaşmasının günahını ben üzerime almam. ‘Biz Fulya’yı kazanmıştık, buna rağmen Adalı gitti tekrar anlaşmaya çalıştı’ gibi sözler kulağımıza geliyor. Az önce söylediğim gibi durum asla böyle değil. Şimdi ben camianın başkanı olarak sizlere detay detay doğruları anlatıyorum.

Bu durumda çözüm için önümüzde 2 ayrı yol var. Ya Aşçıoğlu ile masaya oturup karşılıklı olarak anlaşacak ve malımızı hemen geri alacağız ya da hukuki süreçlerin tamamlanmasını bekleyeceğiz. Divan kurulu üyelerimiz olarak siz derseniz ki ‘Başkan git ve anlaşmayı yap, olabilecek en iyi koşullarla Fulya’yı üzerimize al’, öyle davranacağız. Ya da derseniz ki ‘Gerekirse bekleriz,mahkemelerde mücadelemizi sürdür’, onu yapacağız. Camianın akil insanları olarak lütfen görüşlerinizi burada belirtin. Biz bu konuda sizlerin genel görüşü üzerine hareket edeceğiz, bunu net bir şekilde bilmenizi isterim. Sayın Divan Başkanım, sizin uygun gördüğünüz şekilde toplantının herhangi bir yerinde bu konuyla ilgili bir oylama yapabilirsek çok memnun olurum.

Bugünlerde gündemimizde yer alan BJK Fulya AVM ile ilgili bir diğer konudan da sizlere bahsetmek istiyorum. Burası Fikret Orman döneminde ki son zamanlarında ben de vardım, büyük emekler ve harcamalarla bir AVM şekline dönüştürülmüştü. 

Trabzonspor 12 maçta kalesini gole kapattı Trabzonspor 12 maçta kalesini gole kapattı


Malımızın değer kazanması için o zamanlarda çok çaba sarf edilmiş, ancak sonrasında planlanan ve hayal edilen sonuçlara ulaşılamamıştı. Ben burada çok emeği olan Sayın Ahmet Ürkmezgil’e deteşekkür etmek istiyorum.

Ancak yaklaşık 5 sene sonra gelinen noktada, toplam 42 adet dükkandan bazı bölümler boş durumda, bazıları da hayal edilen AVM planının çok uzağında kalmıştır. Aylık kira geliri de yaklaşık 4 Milyon TL civarındaydı.

Bizden önceki yönetim kurulu, burasını yeniden değerlendirebilmek için firmalarla görüşmeye başlamış ve Anpa-Gross market ile aylık 7 Milyon TL+ KDV kira ücreti karşılığında prensip anlaşmasına varmıştı.

Ancak seçim sürecinin tekrar başlaması nedeniyle bu anlaşmayı bitirmeye ömürleri vefa etmemiş ve görüşmeler yarıdakalmıştır. Biz de göreve gelip konunun detaylarına hakim olduktan sonra aynı firmayla yeniden masaya oturduk.

İlgili rakamı da kulübümüz lehine yaklaşık yüzde 40 oranında artırarak, ilk yıl için 10 Milyon TL+KDV aylık kira karşılığında anlaşmayı tamamladık. Bu süre içerisinde sizlere olduğu gibi bana da konu hakkında rahatsızlığını ileten çok sayıda arkadaşımız olmuştur. Evet şu an için orada sıkıntılar yaşayanlar var. Ama bizim buradaki amacımız tabii ki hiç kimseyi yerinden ve işinden etmek değildir.

Biz görevimiz gereği, kulübümüzün mallarından en büyük geliri nasıl elde edebiliriz ve varlıklarımızı en verimli nasıl kullanabiliriz onu düşünmekteyiz. Eğer bu AVM’mizde eski koşullar devam etmiş olsaydı malımızın değeri her geçen gün daha da düşecekti. Söylediğim gibi bu konuda ortaya çıkan rahatsızlığın farkındayız.

Oradaki kiracılarımızın tamamına yakını da arkadaşlarımız veya genel kurul üyelerimiz. Camiamıza uzak insanlar değiller. Yaşadıkları bu sıkıntıyı giderebilmek adına en kısa zamanda biz kendileriyle bir araya geleceğiz. Ortaya çıkabilecek mağduriyetlerinin giderilmesini sağlayacağız. Çok önem verdiğimiz bu konuyu bilgilerinize özellikle sunmak istedim.

Bununla birlikte Fulya’daki akaryakıtistasyonu konusunu da aktarmak isterim.Bu malımız için son olarak mart ayında 140 bin TL+KDV kira alınmış. Hepinizin hatırlayacağı üzere geçmiş yönetim genel kurulumuzdan 1 milyon 100 bin TL tutarla kiralama yetkisi almıştı. Ama yine seçim nedeniyle bu çalışma tamamlanamamıştı. Göreve gelir gelmez biz de firmayla görüşmelere başladık ve bu rakamı bir miktar daha artırarak aylık kira bedeli 1 milyon 200 bin TL olacak şekilde sözleşmeyi imzaladık.

Burada kira bedelinin 10 kata yakınartırılmış olması kadar önemli bir konu daha var. İlgili firmanın kulübümüze ‘işletme zararı’ adı altında açmış olduğu ve bilirkişiler tarafından kulübümüzün 9 milyon 750 bin Dolar ve buna ilave olarak 15 milyon TL ödemesi üzerine rapor verdiği bir dava bulunmaktaydı.

Biz firmayla olan görüşmelerimizde kira artışını sözleşme altına almakla beraber,bu davanın sona erdirilmesi için de anlaşmaya varmış bulunuyoruz. Böylelikle kulübümüzü büyük bir potansiyel zarardan da kurtarmış bulunuyoruz.

Gördüğünüz üzere biz her açıdan kulübümüzün faydasına olacak çalışmaları yürütüyoruz. Çok yoğun bir tempoyla her varlığımızı en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz. Bu doğrultuda mart ayında Akaretler’deki BJK Plaza için de belediyeden güçlendirme onayını almıştık. Bunu sizlerle geçtiğimiz günlerde paylaşmıştık. Hemen ardından resmi prosedürlerimiz doğrultusunda güçlendirme ihalesine çıktık.

İhale komisyonumuz da 10 Nisan tarihinde toplanarak, şeffaf bir şekilde dosya teslim eden ilgili şirketlerin tekliflerini inceledi. En kısa zamanda bu tesisimizi de kullanılabilirhale getirip kulübümüzün menfaatleri doğrultusunda maksimum geliri elde etmeye çalışacağız. Sizlerle tüm detayları paylaşmaya da devam edeceğiz.

Seçim öncesi dile getirmiş olduğum gibi Beşiktaş’ın borç yükünden tamamen kurtulabilmesi için gayrimenkul projelerini hayata geçirmemiz gerekiyor. Biz de 2 farklı proje için var gücümüzle çalışıyoruz. Son divan toplantısında söylediğim gib iÇevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız ile Gençlik ve Spor Bakanımızla bu konu üzerinde belli bir noktaya geldik.

Devamında da bu projeleri arz etmek üzere Sayın Cumhurbaşkanımızın müsait zamanını bekliyoruz. Görüşmelerin olumlu sonuçlanacağından da emin olduğumu belirtmek isterim.

Buradan taraftarlarımıza özellikle teşekkür etmek istediğim bambaşka bir konuya da değinmek istiyorum.

Son divan kurulumuzda ve farklı yerlerdeki açıklamalarımda sosyal medya üzerinden çalışan trol ordularından bahsetmiştim. Yapılmaya çalışılan algı oyunlarını anlatmıştım. Bunların camiamıza ne kadar zarar verdiğini dile getirmiştim. Ve gördüm ki taraftarlarımız bireysel çabaları ile bu trol ordularını her geçen gün daha çok bastırmış durumdalar. Beşiktaş taraftarının karşısında bu tarz yapay oluşumların şansları olmadığını ispat etmiş durumdalar. Tribünde olduğu gibi sosyal medya üzerinde de Beşiktaşımıza yakışır şekilde sahip çıktılar. Biz de kulüp olarak bu art niyetli kişileri tespit ettiriyor ve gerekli hukuki işlemleri yapıyoruz.Herkesin içi rahat olsun. Artık Beşiktaş camiasını kimse bu yolla manipüle edemeyecek. Kimse taşıma suyla bu değirmeni döndüremeyecek.

Beşiktaş kısa zaman içinde birilerinin başına açtığı ve devam ettirmeye çalıştığı bu beladan tamamen kurtulacak. Fakat gerçek Beşiktaşlılara rağmen hala sosyal medya silahşörlüğü için çabalayanlar varEtkileri gittikçe azalıyor ama maalesef hala var. Ben bu camiayı birleştirmeye ve tek yumruk haline getirmeye çalıştıkça maalesef bazıları hala rahat durmuyor. Lafa gelince ‘Biz başkanı destekliyoruz’ diyorlar, ama sürekli arkadan işler çeviriyorlar. Ben size ne yaptıklarını örneklerle anlatayım.

Mesela bunlar perşembe günleri oturuyorlar, ‘Hafta sonu maçı kaybedersek neler yapabiliriz?’ diye hazırlık yapıyorlar. Hakem başlama düdüğünü çalınca da Beşiktaş kaybetsin diye dört gözle bekliyorlar. Kazanınca sus pus oluyorlar, kaybedersek sosyal medya üzerinden işlemeye devam ediyorlar. Ama Beşiktaşlılar ve özellikle bu renkleri hesapsız kitapsız seven genç taraftarlarımız bunlara cevabı her geçen gün daha da fazla veriyorlar.

Gün gelecek tüm camiamız, bunları yaparak Beşiktaş’a bu zararları verenleri tamamen yerin dibine sokacak ve insan içine çıkamayacak hale getirecekler. Çünkü artık bu kişilerin takkeleri düştü, kelleri göründü.

Biz bu kişilerin kim olduklarını gayet iyi biliyoruz. Paralarını kimlerin ödediklerini de çok iyi biliyoruz. Yoksa arkasına teneke bağlayıp gönderilen kişilerin, bugünyeniden kurtarıcı diye konuşulmalarının başka hiçbir açıklaması olamaz sevgili Beşiktaşlılar.

Konu sosyal medyadan açılmışken bir konuya daha değinmek istiyorum. Biliyorsunuz ben yıllardır sizlerin arasındayım ve her türlü öneriye de eleştiriye de açık bir kardeşiniz ve arkadaşınızım. Ama bazen görüyorum ki, insanlar sırf dikkat çekebilmek adına bazı sınırları aşıyorlar.

Özellikle son zamanlarda hayatında Beşiktaş sosyal medyasından başka tutunacak hiçbir dal kalmamış olan birisi,son derece çirkin iftiralarla beni hedef almaya başladı. Divan üyemiz olmasına rağmen cesaret gösterip buraya gelemeyen bu kişinin adını şimdi burada zikredip reklamını yapmayacağım. Zaten belli ki kendisi, ismini sadece bu şekilde hatırlatabileceğini umuyor. Eline de bir telefon ve bir bilgisayar almış, yalan bilgilerle saldırıp duruyor.

Belli ki hayatında muhalefet yapmaktan başka hiçbir amacı da kalmamış. Beni genç oyuncu taciri olmak ve servet transferi yapmak gibi suçlamalarla ithamedip popüler olmaya çalışıyor. Belli ki kin ve nefret duygularını üzerinden atamıyor ve arka arkaya duygu patlamaları yaşıyor.Ben disiplin kurulumuzdan, şahsımı ve bir Beşiktaş başkanını bu şekilde terbiyesizce suçlayan bu kişi hakkında gerekli süreçlerin yerine getirilmesini rica ediyorum.

İnsan bazen haksızlığa uğrayınca, yalanlarla iftiralarla sabrı sınanınca kendisini kaptırıyor. Biz bu konuları bırakalım ve esas konumuz futbola geri dönelim. Öncelikle belirtmek isterim ki Türkiye Kupası’ndan şanssız bir şekilde elenmiş olmamız bizleri fazlasıyla üzmüştür.

Maalesef ki Beşiktaşımız ne zaman olumlu bir hava, iyi bir gidişat yakalasa ortaya çıkan bir el bizi aşağı çekmeye çalışıyor.

Önce ligde iyi bir gidişat yakalamışken Gaziantep maçında olanlar, ardından derbi galibiyetimiz sonrası Göztepe maçında yapılanlar bize verilmeye çalışılan birer mesaj niteliğindedir. ‘Susun yoksa daha büyüğü geliyor’ denilmek istenmektedir.

Bu ülkede hiçbir kurum, hele de Türkiye Futbol Federasyonu iki takımlı bir rekabete çanak tutamaz. Kimse iki büyüklü bir yarış yaratıp, Beşiktaş’ı bunun dışında tutamaz. Beşiktaş’ın bu sezon şampiyonluk yarışının gerisinde kalmış olması kimseye bu fırsatı vermez.

Biz hiçbir zaman kendimize imtiyaz isteyen bir camia olmadık. Ama adaletin ve hakkaniyetin sağlandığını görmek de en doğal hakkımız. Beşiktaş; gücünü taraftarından, camiasından alır. Beşiktaş’ı karşısına alanlar en ufak bir sakınca görmediyse, biz de onların karşısındadurmaktan en ufak bir tereddüt duymayız.

Futbol Federasyonu adaleti sağlayamayacağını belli etti. Federasyon ve tüm kurullarının bir kez daha gereğini yapmasını talep ediyoruz. Duyuyorum ki federasyonun başındaki kişi sağda solda mayısta ‘Ben mi giderim yoksa Adalı mı gider belli olmaz’ diyormuş. Benim görevime devam edip etmeyeceğime üyesi olmaktan onur duyduğum Büyük Beşiktaş camiası karar verecektir. Ama kendisi de bilsin ki, onun da mayıs sonrası kalıp kalmayacağına karar verecek olan yine Büyük Beşiktaş camiasıdır.

Bu noktada bir sözüm de MHK ve Türk hakemlerine olacak. Bizim yabancı hakem talebimiz, sizlere “Beşiktaş Türk hakemlerine güvenmiyor” gibi çarpık bir algıyla yansıtıldı. Belli oluyor ki, size söylenenler yüzünden kararlarınızı Beşiktaş’a karşı bir hırs ve intikam duygusuyla vermeye başladınız. Bu tavrınız sadece Beşiktaş’a değil, sizlere ve futbol ortamına da zarar veriyor. Ben bu ülkenin dürüst, vicdanlı ve karakterlihakemlerine sesleniyorum. Size inanmayan biz değil, bir derbi maçını yabancı hakeme yönettirenlerdir. Yaşananları lütfen doğru tahlil edin. Üzerinize oynanan bu oyunlara gelmeyin. Beşiktaş’a karşı koşullanmayı bırakın. Adalet için, hakkaniyet için, mesleki onurunuz için artık olması gerektiği gibi maç yönetin. Başkalarının söylediğini değil, kendi inandığınız doğruyu uygulayın. Sizlerden tek isteğimiz sadece adalettir.

Ne yazık ki son 4 sezondur şampiyonluğa çok erken havlu atıyoruz. Bu camia ve bu taraftar 4 sezondur içinde bulunduğu bu amaçsızlığı, hedefsizliği, başarısızlığı hak etmiyor. Biz yeniden yapılanan Beşiktaş futbol takımı için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bütün arzumuz ve gayemiz Beşiktaşımızı layık olduğu günlere, başarılara, şampiyonluklara taşımaktır. Biz her şeyden önce kurmakta olduğumuz yeni futbol organizasyonuna çok güveniyoruz.

İnanın ki şu anda Avrupa’nın en önemli kulüplerinde görev yapacak düzeyde isimleri bir araya getirmiş ve çok önemli bir futbol organizasyonu oluşturmuş durumdayız. Yaptığımız bu çalışmalar gelecekte şampiyonluklara ambargo koyacak olan Beşiktaş’ın temeli olarak anılacaktır. Unutmayalım ki bir futbol organizasyonunu sıfırdan kurmak, aynı zamanda sabır isteyen bir olay. Özellikle de çok uzun süredir transfer dönemlerini maalesef olumsuz geçiren bir takım için bu daha da zor. Kaldı ki biz şu anda içinde bulunduğumuz durumdansa sıfırdan başlayabilmeyi tercih ederdik.

Maalesef çok eksilerden başlamanın zorluklarını yaşıyoruz. Mesela takımın bu sezon Avrupa kupasında başarılı olamaması bile bizim devre arasındaki transfer operasyonumuzu önemli şekilde etkiledi. Devre arası aldığımız 2 oyuncuyu aslında yaz transfer döneminde takıma katma niyetimiz vardı. Ama hem Avrupa’dan çok ciddi taliplerinin olması hem de Twente yenilgisi sonrası anlaştığımız diğer oyuncuların Avrupa kupalarında devam eden takımlarda oynamak istemeleri bu süreci öne çekti.

Şimdi de ‘Adalı devre arasında neden yeni bir santrafor daha almadı?’ diyorlar. Maliyet konusunu bir kenara bıraksak biledevre arasında gelip takıma direkt katkı sağlayacak bir santrafor bulmanın ne kadar zor olduğunu söylemeye gerek bile yok. Ayrıca biz bu maaş yükünden kurtulmadan kadromuzu nasıl yenileyeceğiz? Mesela Immobile’nin sadece yıllık net garanti maaşı 6 milyon Euro. Üzerine bir de 2 milyon Euro bonservis vermişler. Bu da yetmezmiş gibi Aboubakar’ı Hatay’a gönderirken onun 4.6milyon Euroluk maaş maliyetini de üstlenmişler.

Yani tek bir santrfor pozisyonu için bir sezonda vergilerini de hesaba katarsak yaklaşık 17 milyon Euro’luk bir yük binmiş bütçemize. Haydi bütçe dengesini önemsemediniz diyelim, UEFA kriterlerini de mi hiç umursamadınız? Üzülerek söylüyorum ki daha geçtiğimiz günlerde UEFA’nın finansal kontrol biriminden bize gelen bir yazı oldu. Aralık 2023-Kasım 2024 arasında kadro maliyetinin belirlenen oranların üzerinde kalması nedeniyle 1.5milyon Euro’ya kadar bir ceza ile karşı karşıyayız.

‘Hiç mi hesap yapmadınız ya da hiç mi umursamadınız’ diye sorarlar adama.

Değerli Beşiktaşlılar, bunlardan dolayı kimse ne bizi ne de hocamızı sorumlu tutmasın. Yoksa bana da diyorsanız ‘Borcun üzerine bir 50 milyon daha ekle’, yaz transfer sezonunun ilk günü buraya oyuncuları teker teker sıralarım. Ama biz Beşiktaş’a bunu yapamayız.

Biliyorsunuz biz sizlere en az 3 transfer dönemine daha ihtiyacımız var demiştik.Bunu da az önce belirttiğim gibi bütçe istikrarı ile yapmak olmazsa olmazdır. Yoksa 55-60 milyon Euro yıllık geliri olan bir takım için bonservisler hariç 100 milyon Euro harcama yaparsanız ve her sezon 40-45 milyon Euro açık verirseniz, sadece birkaç sezon sonra tekrar başa dönersiniz. Kaldı ki bugünkü takımımızdan istenilen verimi bir türlü alamamamızın en büyük nedeni de maaşların arasındaki bu dengesizliktir.

Birine 6 milyon Euro verdiğinizde diğerine 1.5 veriyorsanız, 3.5 verdiğiniz bir diğeri hiç oynamıyorsa takım içinde sıkıntılar hemen başlıyor.

Biz yeni sponsorluk gelirleri, gayrimenkul projeleri vb. ek gelirler yarattıkça zamanla bütçelerimizi artıracağız. Bu doğrultuda biz önümüzdeki günlerde faiz ve vergi giderlerini kapatmanın da etkisiyle, yeni sezona artık zarar yazmayacak bir bütçe ile başlamayı hedefliyoruz. Baskıyla, panikle ya da herhangi bir nedenle bu prensipten bir kez taviz verirsek yine bugünlere geri döneriz. Bunun bilincindeyiz. Sizleri ve tüm camiamızı bu konuda temin ederim.

Bildiğiniz üzere devre arası transfer döneminde 2 oyuncuyu kadromuza kattık. Bu oyuncularla ilgili olarak bizi eleştiren kişiler görüyoruz. Eleştiriler her zaman olacaktır, doğaldır. Fakat art niyetle ‘Bizim transfer rekorumuzu kırdı’ diyenlerin sözleri kulaklarımıza geliyor.

Öncelikle tekrar belirtmek isterim ki 2 genç oyuncumuzun bonservisleri sponsor yoluyla karşılanıyor. Geçtiğimiz divan kurulu toplantımızda da söylediğim gibi bu oyuncuların her biri için bize söz verilen bütçe 2 milyon Euro’ydu. Birini bu şekilde bitirdik. Diğeri için de verilen bütçenin üzerinde kalan kısmı karşılayacaklarını umuyorum. Biz bunu söyleyince de duyuyorum ki bonservisler yetmez maaşlarını da versinler diyorlar. Oldu olacak primlerini de sponsorlara yazalım. Eğer öyle bir sponsoru bulacak olan varsa söyleyelim hemen gelsinler, ben kendilerini hazır olda bekleyeceğim.

Yeri gelmişken de Nesine CEO’su Sayın Halit Gülbakanoğlu’na buradan çok teşekkür ediyorum. Seçimden önce bana sponsorluğu bırakacaklarını söylediğinde, kendisine ‘Yok öyle, kolay bırakmam. İnşallah seçimden sonra görüşüyoruz ve bir futbolcuyu sana yazıyorum’ demiştim.Kendisi ve kurumu da bizi kırmadılar ve şu anda sahip oldukları formamızın kolreklamı hakkını da almadan bize desteklerini artırarak devam ettirdiler. Yeni bir kol sponsoru için de bize ayrıca bir alan açmış oldular.

Diğer yandan bu oyuncularımızın maaşlarını da sizlere hatırlatmak isterim.Bu gençlerimizin birinin yıllık maaşı 750 bin Euro iken, diğerinin ise 600 binEuro’dur. Biz sizin yaptığınız gibi önceki takımında 400 bin Euro alan bir adama kalkıp da 2.5 milyon maaş vermedik. Yani ortada geçtiğimiz dönemle uzaktan yakından kıyaslanacak bir tablo bulunmamaktadır. Bunu herkese buradan bir kez daha açık açık ifade ediyorum.

Beşiktaşlılar özellikle gündeme getirilen Arroyo’daki maliyete de hiç ama hiçtakılmasınlar. Bu çocuk daha ülkesinden buraya doğru uçaktayken bazı Avrupa takımları beni aradı. Biz eğer istersek sezon sonu bu oyuncumuzu 0 lira zararla rahat rahat geri göndeririz. Ama emin olunuz, birkaç yıl sonra da onu izlerken pişmanlıktan dizlerimizi döveriz.

Unutulmamalı ki gençleştirme politikası zaman ve sabır isteyen bir süreçtir. Bunu yaparken hemen al gel ve bütün sorumluluğu omuzlarına yükle olmaz. En önemlisi de maalesef içinde bulunduğumuz böyle kaotik bir sezonda, yerli ve yabancı tüm genç oyuncularımıza karşı sabırlı davranmalıyız. Bu arada biz hocamızın futbolcularımızla ilgili görüşlerine büyük saygı duyuyor ve kendisine asla baskı yapmıyoruz. Önümüzdeki sezon herkes ne demek istediğimizi gözleriyle görecektir.

Ayrıca Amir konusunda da söylemek istediğim birkaç sözüm var. Musrati’yi 6 ay için 1 milyon Euro’ya Monaco’ya kiraladıktan sonra, hocamız Amir’i izledi ve geri dönmesini çok istedi. Faydalı olacağını söyledi. Zaten oyuncunun Rizespor’daki ücretinin önemli bir kısmınıda biz veriyorduk. Teknik ve bütçesel nedenleri bir araya getirdiğimizde bizim için en doğru alternatifti.

Bu transfer anlayışımız önümüzdeki dönemde de devam edecek. Tabii ki takımımıza gerekli tüm takviyeler yapılacak. Sadece 18 yaşındaki futbolculardan kurulu bir takım yapılmayacağını gayet iyi biliyoruz. Direkt katkı sağlayacak, Beşiktaş’ın ruhuna uygun oyuncular takımımıza katılacak.Prensiplerimiz doğrultusunda taraftarlarımızı heyecanlandıracak isimleri transfer edeceğiz. Ama kimi alırsak alalım kurmakta olduğumuz organizasyonumuza uyan isimler olacak. Evet belki şu anda saha içinde sıkıntılar yaşıyoruz, istikrar sağlamakta zorlanıyoruz ama ben tüm taraftarlarımızdan içlerini rahat tutmalarını ve bize inanmaya devam etmelerini istiyorum. Sahamızda oynadığımız son maçlarda da gördük ki Beşiktaşlılar bu projeye çok inanıyorlar.

Özellikle Göztepe maçı sırasında ve maalesef yenilmiş olsak bile maçın sonrasında verdikleri destek bir şeylerin değişmeye başladığını çok net ortaya koymaktadır. Tüm taraftarlarımıza buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.Ama henüz bu sezon devam ediyor. Ben bugün bu futbol takımına inanmak ve sizleri de inandırmak durumundayım. Ben de her yeni gelen başkan gibi hatta ve hatta daha yönetimden gitmeden önce bile oyuncularımız hakkında negatif cümleler kuranlar gibi davranamam. Kazanırken her zaman takımımız ve hocamız ön planda olacaktır. Kaybettiğimiz zamanlarda da ilk eleştirilenin ben olacağımın bilincindeyim. Biz bunları bilerek ama hiç geri adım atmadan yolumuza devam edeceğiz.

Bugün birçok konu hakkında sizlere bilgiler vermeye çalıştım. Aklınızdaki sorulara açıklık getirmeye gayret ettim. Kısmet olursa da önümüzdeki dönem çalışma prensiplerimizi ifade ettim. Bizim kulübümüze hizmet anlayışımız böyle olacak. Ben her zaman size yapabileceklerimi net bir şekilde söylemeye devam edeceğim.

Yeri gelmişken de ‘Her yere başkan yetişiyor. Ümraniye’de, bankada, her işte sadece başkan var’ gibi sözler söyleniyor. ‘Her yere Serdal Adalı yetişiyor, bazı noktalarda aksamalar oluyor’ diyorlar. Zaman zaman TV’lerde denk geliyorum. Herkesin bilmesini isterim ki Yönetim Kurulu’ndaki tüm arkadaşlarım Beşiktaşımıza faydalı olmak için canla başla çalışıyorlar. Üzerlerine düşen her görevi fazlasıyla yapıyorlar. Buradan herbirine tek tek teşekkür etmek istiyorum.

Bununla birlikte futboldaki tüm sorumluluğu bildiğiniz üzere ben üstleniyorum. Futbol bu kulübün atar damarıdır. Amiral gemisidir. Burada çıkabilecek her türlü sorun direkt olarak beni bağlar. Geçmişte olduğu gibi, mayıs ayında da futboldaki her türlü durumun hesabını da ben veririm. Bu yüzden futbol ile bizzat ilgilenmeye devam edeceğimi özellikle bilmenizi isterim.

Hepinizin bildiği üzere tüzüğümüz gereği mayıs ayında olağan kongremizi düzenlememiz gerekiyor. Bu doğrultuda yeni sezon öncesinde vakit kaybetmemek adına kongremizi 4-11 veya 11-18 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirmeyi düşünüyoruz.Sizlere 29 Aralık’taki seçimde de ifade ettiğim üzere, biz tüm planlamalarımızı 3,5 sene için yaptık.

Sizler de takdir ettiniz ve bunun ilk 5 ayı için tercihlerinizi bizden yana kullandınız.Biz de bu süreyi çok ve hızlı çalışarak geçirdik. Sanki 5 aydan sonra bir seçim yokmuş gibi de planlı, ayakları yere sağlam basan ve gösterişten uzak bir yönetim anlayışı sergiledik. Bugün de sizlere kısmet olursa nasıl devam edeceğimizi açık ve net bir şekilde aktarıyorum.

Buradan camiamla da paylaşıyorum ki, ‘Herhangi bir şekilde daha iyisini yaparım’ diyen varsa buyursun gelsin. ‘Benim başka bir yolum var, daha kısa zamanda bu sorunları çözerim’ diyen varsa çıksın anlatsın. Ben sadece Beşiktaş sevdalısı bir arkadaşınızım. Her şeyimle Beşiktaş’a hizmet etmeye çalışan, faydalı olmaya çalışan bir kardeşinizim. Başkaları gibi ‘hodri meydan’ diyerek yakışıksız bir üslup takınacak halim de yok. Gerçekten daha kısa sürede daha iyisini yapacağına bizi inandıran kişiler olursa, onların da yanındayım.

Söylemiş olduğum gibi Allah nasip ederse mayıs sonunda Bankalar Konsorsiyumu’ndan da çıkacağız.Biliyorum ki işler düzelmeye başlayınca ortaya çıkan çok olur. Ben herkesi bekliyorum.

Beni dinlerken gösterdiğiniz sabır için sizlere teşekkür ediyorum. Önümüzdeki sürecin Beşiktaşımız için en hayırlı şekilde ilerlemesini, daha güzel, daha umutlu günlerde bir araya gelip Beşiktaşımızın başarılarını, yükselişini konuşmayı,Beşiktaşımızın layık olduğu güzel günleri hep birlikte yaşamayı temenni ediyorum.

Bu zor günlerde buralara gelip Beşiktaşımıza sahip çıktığınız için sizlere teşekkür ediyorum.